Pirenses Jadı Jedi's Blog

Just another WordPress.com weblog

  • Categories

  • Recent Comments

    sona on
    sona on evvel zaman
    JADI JEDI on
    Anonymous on
    sona on VENGO
  • Enter your email address to follow this blog and receive notifications of new posts by email.

    Join 3 other followers

Posted by pirensesjadijedi on November 15, 2012

hiç doğmadım aslında,
o yüzden ölüm de uğramayacak bana…

ferideceydaerdemli©onbeşkasım2012

Posted in Spiral Yolcu | Leave a Comment »

Posted by pirensesjadijedi on November 15, 2012

Bende gördüğünüz sadece kendinizin yansıması,
Benim hakkımda düşündüğünüz sadece kendi yaptıklarınızın aynısı,
Bana söyledikleriniz sadece kendi kendinizin itirafları,
Dikkat edin ağzınızdan çıkan düşüncelerinize,
Tümü bana sizi anlatır…

ferideceydaerdemli©onbirkasım2012

Posted in Spiral Yolcu | 1 Comment »

Posted by pirensesjadijedi on February 26, 2012

herşey

tam

şu dakikada

eşsiz kinayelerden

bir gram öteye gitmeyen

görecelilik

 

sözcüklerin kirliliğinden

açlığın vereminden

daha acı

bir

biçim

 

ellerimle dindirmek isterdim fırtınaları

hep

olmadı

 

bencillik

sahtekarlık

görüyorum

duyuyorum

biliyorum

canım yanıyor

katılaşıyorum

donuyorum

yine

her sabah

dönüyorum

sebeplerimin özüne

 

kahrolsun

tüm

yaratılmış hikayelerin özü

kahrolsun

iki yüzlü

koca burunlu cadıların

kahkaha veren büyüsü

kahrolsun

değer vermeyen

tüm ruhların gücü

 

yine

dönüyorum

sukunet

rüzgar

yok

artık

ayaza çektim ruhumu

bir

ara

durmak lazım…

 

 

ferideceydaerdemli©yirmialtışubat2012

 

 

Posted in Tek Kelime | Leave a Comment »

Posted by pirensesjadijedi on February 25, 2012

kıyametin alevlerinde
tüm geçmiş günahlarım
tüm geçmiş yalanlarım
tüm geçen oyunlarım
dökülüyorlar
bir
bir
bir
olmayacak yeni senaryoların eşliğinde
kendimden yarattığım sevgimi
eski günleri terkettiğim aşkın temelini
sonumu getirmek emelinde
bir
bir
bir
haykırıyorlar acıdan seranatlarını
durmuyorlar
dinlemiyorlar
benden gelenlere
kelamımı diretemiyorlar
ne kadar günah varsa
bekleyen affedilmeyi
ellerimde saldırıdalar
sırat köprüsünde
acılar içinde
alevler böğrümde
bıraktım artık direnmeyi
affettim gitti

ferideceydaerdemli©yirmibeşşubat2012

Posted in Spiral Yolcu | Leave a Comment »

alanım darlanıyor

Posted by pirensesjadijedi on July 22, 2011

içemediğim tüm şarapların garezi boynumda; tek başına da dolmuyor kadehler; beraber, daralıyor alanım, canım burnuma geliyor; günbatımına huzurumu sallıyorum.

kuyruğum kapanda: mücadeleyi saldım hayata ki mayalansın gündüzlerim gecelerde.

kuyruğum kapana sıkıştı: alanım kodesteyken ancak bende kalır düşlerim.

hep son kadehte kalıyor satırlar: alanım darlanıyor anahtar bende değil, çıkamıyorum.

ferideceydaerdemli©yirmiikitemmuz2011

Posted in Halet-i Pişmaniye | Leave a Comment »

mea culpa, mea culpa, mea maxima culpa!

Posted by pirensesjadijedi on July 17, 2011


“karşılaştık ve gönlümün tam ortasında bir yere güzelce yerleştirdim. herkesi yerleştirdiğim gibi… o kadar güzel bir köşeye yerleştirdim ki karşılığında geceler bir tutam su oldu. sonra bu su yol buldu aktı yollar boyu kendi ırmağında denize karışmak istedi durdu… ben zaten akarken başka nehirlerde balık oldu. “

yolun üzerinde binalar, ağaçlar, trafik ışıkları, ilerideki denizde denize atlayan insan bedenleri. Onların çığlıkları arabanın sesini bastırırcasına havaya yayılmış durumda. 15 günlük mutluluklar, 15 günlük denizde arınmalar halinde yaşayan bedenler var… 15 günlük hayatlar….Binalar kayıp duruyor arabanın camının yanından. Yüzümün ince yansıması sanat filmleri misali görünüyor camda… Kalbim hafif, içim bir kuş kadar yükseklerde, aklımda imgeler var sadece. Seri seri imgeler beynimin kıvrımlarında hikayeler oluşturuyorlar.

Kayaraktan başladı araç dağı tırmanmaya. Aşağıda vadiye zeytinler akıyor. Hayıtlar mavi mor gözüme giriyor. Dağın altında kıvrılaraktan süzülen yol. Zeytinlerin arasında sarmaş dolaş olarak gitmek, kokularını ciğerlerimin derinlerine hapsetmek istiyorum. Kıvrıla kıvrıla zeytinlerle süzüleceğim günleri düşleyerek imgelerimi hayallerle beziyorum.

.. ve hala bir sanat filminin yaşayan karakteri olarak camda yansımaktayım…

” herşey bomboşmuş. hislerim sadece o dakikada varmış. sonra yeni yetme bir ceylan misali hoplayaraktan dağlara kaçmış duygularım. şimdi sadece dönüştürmeye çabaladığım geçmiş korkuların izleri var. karşılaşmamın sebebi belli, bu belirlilik ise canımı yakıyor: çok saçma! artık mucizeler yaratılsın benim için: yeter!  süprizler bezensin şaşkına çevirsin: sıkıldım! Mea culpa, mea culpa, mea maxima culpa!”

kendim kendim olmayı başaralı, kendimi dünyaya daha da kolaj yapılmış bir karakter gibi hissediyorum. hep çok farklı, hep bambaşka: hiçbir zaman sıradan değil!

“… yollar yine yanlız… …sevgim yine yanlız… …aşkım ilahiyatta takılı kaldı… Bu yanlızlık ki tüm gerçekliği ojektif bir biçimde döküyor kollarıma. Dönüp dolanıp geldim yine kendi kıyılarıma, canım nazlanıyor.  Ruhum yanlızlığına o kadar bağlı ki sadece yanlızlığa mecbur ruhları cezbediyor. Mea culpa, mea culpa, mea maxima culpa! “

İkinci etaptayım. Yollar yine kıvrımlardan oluşmuş dolanıp duruyor. Bitkiler yeni formlar almış üzerlerine yapışmış çöp yığınlarından. Bu yollar tanıdık yollar, bu yollar zeytin evine varan yollar. Ruhum kendi içinde çözülmeye başladı bile.

İçime çektim zümrüt yeşili havadan: kalbime gitti, yıkadı, ciğerlerimden geçip duygularımı arındırdı. Gözlerimden iki damla yaş süzüldü. Ve tekrar aynısından havayı içime çekip yıkandım. Geçmiş korkularım ve hüzünlerim gözlerimden süzülerek akmaya başladırlar. Aracın aynasında yüzümün yansımasının yarısı ıslandı. Ve tekrar zümrüt yeşilini içime çektim. Yine arındım. Islak gözlerimi açtım: Gümüşdere köyü tabelası ve karşımda duran saman balyalı traktör… Bedenim hala aynada yansımalarda. Tekrar derinden çektim içime zümrüt yeşili havayı, yunuslar kulağıma fısıldadı: “Güvenme vakti geldi çattı” Bir anda bir rüzgarla suratıma tokat patladı. Gözlerimi açtım. Ada’m karşımda salınarak durmaktaydı. Rüzgarımın kollarına bedenimi güvenle kuşatan zeytinli yoldan geri döndüm.

” yine: visibilia ex invisibulus! yine: mea culpa, mea culpa, mea maxima culpa!”

Evime sığındım koşarak yollardan ayrı. Orada beni bekleyen süprizi hiçe sayarak girdim kapımdan içeri. Bıraktığım kokular, bıraktığım anılar duvarlara sinmiş. Nem ile karışık tutunmuş tüm eve.

” dönüş: salon lambasının ışığı yerde sallanıyor. zeytinler geride kaldı, şimdi bağların sıcağındayım, ada’mın koynundayım.”

Hep giderdim, hep gelirdim, her şey döndüğümde değişmiş ve farklı olurdu. Yeni bir yaşam ve yeni bir macera olurdu… Bu sefer’im geri döndü ki bana içimden kurtulmam gerektiği adına. Yapabilecekli olmasam gerçekleşmezdi: herşeyi değiştirmek adına arındırıyorum duvarlarımı, ben şarap ile miskincene yıkanmaktayken ada’mın yollarında.

Tüm bunların hepsi benim eserim… Tüm bunları hepsini ben yarattım. Kendime acıları dindirmek, benliğimi daha da yüceltmek için bu hatıraları yapılandırdım.  Kabul ediyorum: Mea culpa, mea culpa, mea maxima culpa!

 

 

 

ferideceydaerdemli©onaltıtemmuz2011


Posted in Müzikal Yazınlar | Leave a Comment »

Hakkında… About…

Posted by pirensesjadijedi on June 16, 2011

1977’de Istanbul’da doğan Feride Ceyda Erdemli profesyonel olarak tiyatroya 2000 yılında Ankara Sanat Tiyatrosu’nda Metin Balay’ın reji asistanı olarak başladı. 2001-2002 yılları arasında  Ankara Ekin Sanat Merkezi’ndeki oyunlarda yine reji asistanı olarak birçok yönetmenle çalıştıktan sonra 2003 yılında Londra’daki Mountview Academy of Theatre Arts’ın reji bölümünden mezun oldu. Mezuniyetinden takiben çalışmalarını kurgusal ve fiziksel tiyatro üzerinde yoğunlaştırarak 2004 yılında, kurgusal adaptasyonlar ve fiziksel kurgu üzerine oyunlar sergileyen Look Up! Theatre’ı kurdu. Look Up! Theatre’ın yanı sıra Londra’daki birçok değişik tiyatro grubu ile yönetmen ve oyuncu olarak görevini sürdüren Feride Ceyda Erdemli, Little Angel Kukla Tiyatro’sunda bir yıl kukla ve gölge tiyatrosu üzerine çalışmalar yaptı. 2006-2007 yıllarına LISPA (London International School of Perfroming Arts) ve Londra’nın önde giden fiziksel tiyatro gruplarından Pants on Fire Theatre’ın kurucuları Erica Roberts ve Peter Bramley ile Le Coq Performans Öğretisi ve Hareket Tiyatrosu eğitimi alarak performans alanındaki çalışmalarını genişletti. Bunu takiben yine Erica Roberts ve Peter Bramley ile Maske ve Maske ile Performans Teknikleri üzerine uzun süreli bir çalışma gerçekleştirdi. 2005-2007 yılları arasında fluxus, happening ve hareket tiyatrosu üzerine farlı birçok grupla çalışma gerçekleştiren Feride Ceyda Erdemli, 2007 yılında Look Up! Tiyatrosu bünyesinde oluşan bir grup sanatçı ile Bütüncül Tiyatro ve Canlı Sanat Performansları tekniklerini oluşturmaya başladı. Bir seri deneme çalışması niteliğinde olan The Loop (Kısır Döngü), Antonin Artaud’un eserinden uyarlama olan Heliogabale or the Anarchist Crowned (Eliogabale ya da Taçsız Anarsist) ve What Burns Never Returns (Giden Geri Gelmez) adlı oyunları Londra’da değişik sahnelerde sergilediler. 2008 Ocak ayında geliştirmiş oldukları performans anlayışını tam olarak uyguladıkları ve sanatın bir seri canlı performans üzerinden algılanmasına yönelik çalışmalar yapan The Black Book grubunu kurdu. Grubun oluşturduğu tekniklerin tam olarak uygulandığı ve gruba da ismini veren ilk performansları Black Book ise Londra’da Cochrane tiyatrosunda 24 Temmuz 2008 yılında sergilendi. Geçtigimiz yıllar içerisinde The Black Book  Guatemala, Berlin ve Italya’da da birçok değişik çalışma gerçekleştirdi. İstanbul 2010 Kültür Baskenti olması sebebiyle  Girişler adlı projenin ilk ayağını Black Book grubu adına İstanbul’da gerçekleştiren Feride Ceyda Erdemli, KargaArt Perfromans günlerinde Bütüncül Tiyatro ve Canlı Sanat Performansları üzerine Istanbul’da 2 atölye çalısmalarını yapmıştır.

 Born in 1977, Feride Ceyda Erdemli has started her professional theatre work in Ankara Sanat Tiyatrosu (Ankara Arts Theatre) in the year 2000 as an assistant director. She continued to work as an assistant director Ankara Ekin Sanat Merkezi (Ankara Arts Centre) in between 2001-2002. After her graduation from Mountview Academy of Theatre Arts in 2003, she concentrated her practice on devised and physical theatre and in 2004 she formed Look Up! Theatre making performances upon physical adaptations and devised pieces. As well as her performances with Look Up! Theatre, Feride Ceyda Erdemli has collaborated with various other companies as a director. She worked with Little Angel Theatre for a year working on puppetry. She further her training on physical theatre through workshops upon the teachings of Le Coq with LISPA (London International School of Perfroming Arts) and Erica Roberts -Peter Bramleywho are the founders of ‘Pants on Fire Theatre’, one of London’s leading physical theatre company. In between 2005-2007, Feride Ceyda Erdemli worked on fluxus, happening and physical theatre with various companies. In 2007 she started practicing the ideas on Totalitarian and Live Art Performances with a group formed within Look Up! Theatre. The group worked through performances The Loop, an adaptation of Antnin Artaud’s book Heliogabale and the Anarchist Crowned and What Burns Never Returns. Developing their ideas in January 2008 the first formation of The Black Book started and giving the name to the group their first work Black Book in which they have applied all the ideas developed, was performed on 24/25 July 2008 in Cochrane Theatre, London. Embracing the idea of nomadic performance, so far the group worked in various projects in Guatemala, Berlin and Italy. feride Ceyda Erdemli has recently worked on a project Girişler (Entrances) practicing the very ideas in Turkey on behalf of Black Book as well as teaching the main idea through workshops in KargArt Performance Days.

Posted in Performance | Leave a Comment »

evvel zaman

Posted by pirensesjadijedi on June 13, 2011

bir dik iki olduk ufacık tefecik adam olduk

ne mutlu olduk ama ne olduk da mutlu olduk bilemedik

az gittik uz gittik dere tepe uçak ile gittik

bir baktık aynı yerde evvel zaman içinde kalalamışız

hala anamızın beşiğini tıngır mıngır sallarmışız

büyüğümüze saygıda küçüğümüze sevgide kusur eylememişiz

amma velakin yurda yararlı bir insan haline gelememişiz

sevmişiz sevilmemiş her hıyarın peşi sıra elimizde tuz ile gitmişiz

sevenleri itip ali’nin topu tutmasını beklemişiz

biz neler yapmışız ki bu hayata bir ilmi ihsan edememişiz

sadece sporcunun iri memeli olanı ile yetinmişiz

suçalamaların altında ezile ezile suçlamayı ezber etmişiz

 

daha neler geldi geçti de

bu arada bir insan da olmayı öğrenseymişiz iyi edermişiz…

ferideceydaerdemli©onüçhaziran’2011

Posted in Halet-i Pişmaniye | 1 Comment »

yor-gün

Posted by pirensesjadijedi on June 13, 2011

dudaklarımda

tadın

kilitli

hafızamda

gönlüm

apaçık

 

gözlerim

derinliklere

takılı

yolculukta

meşkte

aşk

aranmakta

 

yalan

sözler

kadırmacalarda

tümceleri

arındırmıyor

sınıyor

 

yollar

göründü

sevdaya

bu

kıyı

sancı

oldu

yordu

ferideceydaerdemli©onüçhaziran’2011

Posted in Tek Kelime | Leave a Comment »

tuhaf günler

Posted by pirensesjadijedi on June 10, 2011

tuhaf günler bu günler: seviniyor tüm teoriler, ezilerek yok oluyor geçici sevinçler… sıcaklardan büyüler, büyülerden boyutlar geliyor. karafatmalar eciş bücüş, güce esaret etmektense peşine düşmüş. sıcaklardan büyüler geliyor: yalnış düşünceler eriyor. sıcaklardan büyüler yükseliyor: sadece toprak sarı, alttan alta sular gürlüyor.

 

tuhaf günler bu günler… sıcaklardan büyüler, büyülerden derinlikler ve de yücelikler çıkıyor. görüntüde ise sadece tuhaf günler duruyor.

 

 

 

ferideceydaerdemli©onhaziran’2011

Posted in Spiral Yolcu | Leave a Comment »